19 Şaban 1431 | 31 Temmuz 2010
89CADE1A-BFD6-47AF-AA5E-7FAB6EDCDDBC
Üye Girişi
|
Üye Ol
ANA SAYFA
KUR'AN-I KERİM
Okuyun
Dinleyin
Bilgilenin
SON PEYGAMBER
TASAVVUF
Tasavvufa Dair
Yolumuzun Esasları
Silsile-i Şerif
Hatm-i Hacegan
Evrad-ı Şerif
M. ZAHİD KOTKU (RH. A.)
Hayatı
Fotoğrafları
Kitapları
Sohbetleri
M. ES'AD COŞAN (RH. A.)
Hayatı
İslam Anlayışı
Tasavvuf Anlayışı
Hizmet Anlayışı
Kitapları
Başmakaleleri
Sohbetleri
Fotoğrafları
Anma Programları
M. NUREDDİN COŞAN
SIK SORULAN SORULAR
Soru-Cevap
Sık Sorulan Sorular
Soru-Cevap
>
Sık Sorulan Sorular
ADET GÖREN KADINLARLA İLGİLİ KONULAR
SORU: Kur'ân kursu öğretmenliğini yapan bir kadın, kendisine adet gelirse nasıl görevini sürdürecektir? Adet halinde Kur'ân-ı Kerîm'i okuması ve okutması yasak olursa görevi aksar, yılda bir defa olsaydı buna katlanabilirdi ama bu iş her ayda tekerrür ettiği ve her defada beş altı gün devam ettiği için öğretim ve öğrenim işi aksamaktadır, bunun çaresi yok mudur?
CEVAP:
Şafiî ile Hanefî mezhebinin kuvvetli görüşüne göre bunun hiç çaresi yoktur. Yalnız Hanefi âlimlerinden ve müctehid fil-mesail olan zevatlardan Tahavi'ye göre adet halinde bulunan muallime kadının yarımşar âyet okumak suretiyle öğretim yapmasında bir sakınca yoktur. Maliki mezhebine göre de adet halinde olan muallime ile müteallime için zarurete binaen caizdir. Bunun için içtihadın üçüncü tabakasını işgal eden bu zatı taklit etmekte bir sakınca olmadığı gibi zarurete binaen Maliki mezhebini de taklit etmekte bir sakınca yoktur. Buna göre adet halinde bulunan muallime ve müteallimenin Kur'ân-ı Kerîm'i okumalarında bir beis yoktur.
SORU: Kur'ân kursu öğretmenliğini yapan bir kadın adet geldiğinde nasıl davranacaktır?
CEVAP:
Kur'ân kursu öğretmenliği yapan bir kadın adet halinde şayet kendisine yardım edecek kimse varsa düzeni muhafaza etmek için kursa devam edecek ve öğretim işini yardımcıya bırakacaktır. Yardımcı yoksa Hanefi ulemâsından Kerhi ile Tahavî'nin fetvasına göre öğretimini devam ettirecektir. Kerhî: “Öğretmen olan kadın adet halinde, kelime kelime; Tahavî ise, yarımşar âyet söylemekle öğretim yapmasında beis yoktur” diyor.
SORU: Emzikli bir kadın cünüb iken çocuğunu emzirebilir mi?
CEVAP:
Emzikli bir kadın adet halinde çocuğunu emzirebildiği gibi cünüb iken de emzirebilir. Bu hususta ihtilâf yoktur.
SORU: Müstehaze ve mütehayyire ne demektir?
CEVAP:
Müstehaze ve mütehayyirenin mânâsını anlamak için kısaca hayz-(adet)- ile nifasın -(lohusalık)- mânâsını anlamak îcâb eder. Şöyle ki:
Hayz: Erginlik çağına ermiş bir kadının hamile ve hasta olmadığı bir zamanda rahminden çıkan kandır. Hayzın azı üç gün, çoğu on gündür.
Nifas: Doğum yaptıktan sonra kadının rahminden çıkan kandır. Nifasın azı için hadd yoktur. Çoğu da kırk gündür.
İstihaze ise hayzda üç günden az ve on günden sonra gelen kan ile nifasta kırk günden sonra gelen kandır. Bu kan ile diğer azalardan gelen kan arasında fark yoktur. Yani namaz ve oruç gibi ibâdetlere mani değildir. Hastalıktan neş'et eder. Müstehaze de İstihaze kanını gören kadındır. Hastalık neticesinde müstehazenin kanı devam eder ve kesilmezse iki durum vardır:
1-Mübtedî'e'dir. Yani ilk defa adet kanını görmüş, ondan sonra kesilmeyip devam etmiştir. Bu takdire göre, başladığı tarihten on gün kadar hayz, sonraki yirmi gün temizlik sayılır. Ve her ayda o günler böyle hesap edilecektir.
2-Mu'tade'dir. Bu da iki kısımdır.
a-Adeti hatırlayan, yani daha önce adet görendir. Böyle bir kadın adet ve temizliğini eski adetine göre ayarlayacaktır. Meselâ eskiden ay başında kendisine hayz gelip altı gün sürüyor, ayın kalan yirmi dört gününde de temiz kalıyor idi. Şimdi kan devam ettiği için aynı şekilde hesaplanacaktır. Yani her ayın ilk altı günü hayz, kalanı da temizlik sayılacaktır.
b-Eski adetlerini hatırlamayandır bunun üç haleti vardır:
1-Daha önce gördüğü adetin kaç gün olduğunu unutmuş, amma her ayda bir defa kendisine adet geldiğini biliyor. Bu takdire göre kanın başladığı ilk üç gün adet olarak kabul edilir ve sonra onu takip eden yedi günde her namaz için yıkanıp namaz kılacaktır. Çünkü bu yedi gün hem adete, hem temizliğe, hem her an adetten yeni kurtulmasına muhtemeldir. Sonraki yirmi günde yıkanmadan namaz kılacak ve her namaz için sadece abdest alacaktır ve bu yirmi günde cinsi münasebet de caizdir.
2-Adetinin kaç gün olduğunu hatırlıyor, amma ayın başında mı, ortasında mı, sonunda mı, onu hatırlayamıyor. Bu takdirde her ayın ilk üç günü sadece abdest ile namaz kılacaktır. Çünkü hem adet, hem temiz olması muhtemeldir. Sonraki yirmi yedi günde, her namaz için yıkanacak -tam boy abdesti- alacaktır. Çünkü her anda adetten çıkması muhtemeldir.
3-Hem adet günlerinin sayısını, hem zamanını, yani ay başında mı, sonunda mı, ortasında mı, olduğunu unutmuş ise, bu meselede kaide şudur: Kesin olarak temizlik günlerinde bulunduğunu -meselâ ayın yirmi üçüncü günü gibi- biliyorsa yıkanmadan sadece abdest almak suretiyle namaz kılacak ve oruç tutacaktır, münasebette de bulunabilecektir. Adet halinde bulunduğu günleri hatırlıyorsa, namaz ve oruç gibi ibâdetleri terk edecektir. Hiç bir şeyi hatırlamıyorsa, her vakit namaz için boy abdesti alacak ve namaz kılacak, camiye gitmeyecek, münasebette de bulunmayacaktır.
Şafiî'ye göre durum şöyledir: Hayzın azı bir gün bir gecedir. Çoğu onbeş gündür. Nifasın azı için had yoktur, çoğu altmış gündür.
Hayızda onbeş günden, nifasta altmış günden fazla kan devam ederse istihazedir, yani hastalıktan gelen kandır. Bu da yedi halden hali değildir.
1-Mübtedi'e ve mümeyyizedir. Yani adet görmeye yeni baş layıp kuvvetli ve zayıf kan görür. Kuvvetli kan bir gün bir geceden az ve onbeş günden fazla değildir. Zayıf kan da onbeş günden aşağı değildir. Bu takdire göre kuvvetli kan hayz, zayıf kan da istihaze kanıdır ve tuhr olarak kabul edilir. Buna mübtedi'e mümeyyize denir. Siyah kan kuvetli, kırmızı kan zayıftır.
2-Mübtedi'e ve gayr-i mümeyyizedir. Yani ya daima kuvvetli veya zayıf kan görür veya gördüğü kuvvetli kan bir gün bir geceden az veya onbeş günden fazla ve gördüğü zayıf kan da onbeş günden aşağıdır. Racih kavle göre adeti bir gün bir gecedir, temizliği yirmi dokuz gündür.
3-Adet görüp kuvvetli ve zayıf kanı gören kadındır. Böyle bir kadın adetini değil, temyizi esas olarak kabul edecektir. Meselâ bir kadın her ayın başında beş gün hayz, kalanı temiz olarak adet etmiş idi. Sonra kan devam etmeğe başladı ve her ayda on gün kuvvetli kan, yirmi gün zayıf kan görürse eski adetini nazarı itibara almadan on gün hayz, yirmi gün temiz olarak kabul edilir.
4-Adet görüp adetini hatırlayan fakat mümeyyize olmayandır. Yani daima ya kuvvetli veya zayıf görür veyahut da kuvvetli bir gün bir geceden az veya onbeş günden fazladır veya zayıf onbeş günden aşağıdır. Bu takdire göre hayz ve tuhrünü eski adetine göre ayarlayacaktır.
5-Adet görüp adetini unutandır, ki buna mütehayyire denir. Mütehayyire davranmak mecburiyetindedir. Yani namaz ve oruç gibi ibâdetlerde temiz kadın gibi olacaktır. Münasebette ise hayızlı kadın gibi davranacaktır.
6-Adet görüp adetini unutandır ki buna mütehayyire denir. Mütehayyire ihtiyaten davranmak mecburiyetindedir. Yani namaz ve oruç gibi ibadetlerde temiz kadın gibi olacaktır. Münasebette ise hayızlı kadın gibi davranacaktır.
7-Adet görüp adetinin kaç gün olduğunu hatırlıyor. Fakat ayın kaçında başladığını ve kaçında bittiğini bilemiyor. Buna göre her vakit hem temiz hem de adet halinde olabilir, kesilmişte olabilir. Bunun için her vakit boy abdestini alıp namaz kılacaktır. Fakat ne Kur'ân-ı Kerîm okuyabilir, ne camiye gidebilir.
iskenderpasa.com
Hukuki Şartlar
|
İletişim
Yardım
|
Site Haritası
Copyright 2000-2009 Server İletişim A.Ş. Her hakkı mahfuzdur.
All Rights Reserved.
Sık Kullanılanlara Ekle
|
Tavsiye Et