19 Şaban 1431 | 31 Temmuz 2010
 
A257D1D7-A390-443A-A8A7-3ED77B0D1AAE
Üye Girişi | Üye Ol
  • ANA SAYFA
  • KUR'AN-I KERİM
    • Okuyun
    • Dinleyin
    • Bilgilenin
  • SON PEYGAMBER
  • TASAVVUF
    • Tasavvufa Dair
    • Yolumuzun Esasları
    • Silsile-i Şerif
    • Hatm-i Hacegan
    • Evrad-ı Şerif
  • M. ZAHİD KOTKU (RH. A.)
    • Hayatı
    • Fotoğrafları
    • Kitapları
    • Sohbetleri
  • M. ES'AD COŞAN (RH. A.)
    • Hayatı
    • İslam Anlayışı
    • Tasavvuf Anlayışı
    • Hizmet Anlayışı
    • Kitapları
    • Başmakaleleri
    • Sohbetleri
    • Fotoğrafları
    • Anma Programları
  • M. NUREDDİN COŞAN
  • SIK SORULAN SORULAR

  • Makaleler
    • İslam Dergisi Başmakaleleri
    • Kadın ve Aile Dergisi Başmakaleleri
    • İlim Sanat Dergisi Başmakaleleri
    • Panzehir Dergisi Başmakaleleri
    • İdeal Yol
Makaleler > İslam Dergisi Başmakaleleri

Vah Laiklik Vah!



Nisan 1987

Türkiyemiz’deki bazı kesim, parti ve basın mensuplarının, birbirleriyle gizliden gizliye, irtibatlı, müşterek bir cephe halinde, planlı ve sistemli bir şekilde sürdürdükleri kesif “irtica var!” kampanyasıyla; müslümanlara karşı çeşitli yayın organlarında görülen sinsi sataşma ve hücumlar, artık “anayasal hürriyetler”i ihlal edecek ve ülkemizde gerçek demokrasinin varlığından ve sıhhatinden şüpheye düşürecek boyutlara ulaşmıştır.

Konunun İran-Irak savaşının sonuçlanmak üzere olması; ayrıca Türkiye-Amerika, Türkiye-Avrupa Ekonomik Topluluğu ilişkileri ile ilgili yönleri bulunduğu muhakkaktır. Düşmanlarımız hiçbir zaman Türkiye müslümanlarının gelişmesini, şuurlanmasını istemediler; ama muhtemel ve müstakbel gelişmelerden, dolayısıyla Orta Doğu’nun tabiî efendisi müslümanlardan şimdi daha çok korkmaktadırlar. Çareyi müslümanları ezmekte, eritmekte görüyorlar. Tüm Orta Doğu ve diğer İslâm ülkelerinde görünen hava budur.

Ülkemizde bu emele bilerek veya bilmeyerek alet olanlar vardır; üniversitelerde dindar öğrencilere, değişik dinî ekollere, mâruf din liderlerine açık baskı ve takip görülmektedir; dinî ahkâma, inançlara, Allah’a, Peygamber’e hücum ve sataşma çok artmıştır. Müslüman halk haksız ve asılsız, mevhum şüphelerle karalanmakta ve şaibe altına sokulmaktadır. Bazı yazar ve düşünürler, laikliği kasten din düşmanlığı olarak anlamak ve empoze etmek çabasındalar.

Müşahhas misal verelim:

Haftalık bir derginin son sayılarının birinde ateist, yani Allah’a inanmayan, dinsiz ve münkir bir yazarın şöyle dediği yazılıyor:

“Toplumu etkileyecek konumdaki herkese sesleniyorum: En iyi savunma saldırıdır. Ateistler [yani dinsiz münkirler] artık saldırıya geçmelidir... Ateistlerin ve laiklerin bu saldırısı yengiyle [yani zaferle] sonuçlanacaktır (!).”

Görülüyor ki burada yazar laikliği dinsizliğe eşit veya paralel bir anlamda kabul etmektedir.

Aynı yazının devamında dinsiz olduğunu söyleyen bir hukuk fakültesi doçenti, Cumhuriyet’in ilk yıllarında da “laikliğin dinsizlik” olarak anlaşıldığını ve “tatbik” edildiğini ve kendisinin de bunu gayet olumlu (!) bulduğunu –hukukçu (!) olmasına rağmen– üzerine basa basa belirtmekten çekinmiyor.

Diğer yandan, sakat görüşlü bazı kadın dernekleri ile onlarla aynı yolda olan bazı muhalefet partisi mensuplarının kendileri gibi düşünmeyen kişilere ve yayınlara tahammül edemedikleri; işin daha garibi –kelle isteyen asi yeniçeri zorbaları edâsı ile– bazı dinî dergilerin kapatılmasını dahi teklif edebildikleri esefle duyulmaktadır.

Bu katılaşmış yobaz zihniyetten sevgi, saygı, hoşgörü, insaf ve adalet beklemek beyhudedir; ağlamak ve sızlanmakta, zulmü yapandan merhamet dilenmekte asla fayda yoktur. Hak, eğer verilmek istenmezse cebren alınır; edepsize gereken ders, hak ettiği cevap usulüyle verilir. Haklının aynı zamanda güçlü ve kuvvetli de olması şarttır.

O halde samimi dindarlar ile hakikî fikir ve vicdan hürriyeti taraftarları da –en az münkirler kadar– gayretli olmalı; olumlu, verimli, köklü ve devamlı çalışmalara girişmelidir.

Sayın okuyucular! Tembellik, lakaytlık ve gevşekliğin vebal veya zararının çok büyük olacağını bilmelisiniz.

İrşat ve tebliğ çalışmalarına önem vermeli, çeşitli toplantılar, konferanslar ve ev sohbetleri ile çevrenizi aydınlatmalı, gerçekleri anlatmalısınız.

Fikirlerinizi duyurmak ve yapılan saldırılara karşı savunmak için her türlü araç ve gereçleri kullanmalı, kurulmuş müesseseleri maddeten, mânen, kalben, fikren ve lisanen kuvvetle desteklemelisiniz.

Bulunduğunuz çevrede hak ve hürriyetlerinizi korumak için kadın erkek tedbirler almalı, dernekler kurmalı, var olanlara üye olmalı, doğru yönde çalışmalarını sağlamalısınız.

Kahir ekseriyet bizimdir; şartlar lehimizedir; korkmadan, çekinmeden fikirlerinizi söyleyiniz.

Nihaî zafer Allah’a dayanan ve inanan; O’nun yolunda, O’nun rızası için zevk ve şevkle çalışanların olacaktır.

*


iskenderpasa.com Hukuki Şartlar | İletişim Yardım | Site Haritası
Copyright 2000-2009 Server İletişim A.Ş. Her hakkı mahfuzdur. All Rights Reserved. Sık Kullanılanlara Ekle | Tavsiye Et