19 Şaban 1431 | 31 Temmuz 2010
89CADE1A-BFD6-47AF-AA5E-7FAB6EDCDDBC
Üye Girişi
|
Üye Ol
ANA SAYFA
KUR'AN-I KERİM
Okuyun
Dinleyin
Bilgilenin
SON PEYGAMBER
TASAVVUF
Tasavvufa Dair
Yolumuzun Esasları
Silsile-i Şerif
Hatm-i Hacegan
Evrad-ı Şerif
M. ZAHİD KOTKU (RH. A.)
Hayatı
Fotoğrafları
Kitapları
Sohbetleri
M. ES'AD COŞAN (RH. A.)
Hayatı
İslam Anlayışı
Tasavvuf Anlayışı
Hizmet Anlayışı
Kitapları
Başmakaleleri
Sohbetleri
Fotoğrafları
Anma Programları
M. NUREDDİN COŞAN
SIK SORULAN SORULAR
Soru-Cevap
Sık Sorulan Sorular
Soru-Cevap
>
Sık Sorulan Sorular
TEYEMMÜM VE MEST İLE İLGİLİ KONULAR
SORU: Çıplak ayağa mesh edilebilir mi? Son yıllarda İranlıların tesiri ile bu tür hareketler çoğaldı hatta yalnız ayağın iki parmağına mesh ediyorlar.
CEVAP:
Ehli Sünnet ve'l Cemaat mezhebine göre ayaklan yıkamak abdestin farzlarından biridir. Onların tümünü veya bir kısmını yıkamadan abdest alıp namaz kılmak caiz değildir. Ashabı Kiram, fukaha ve müfessirlerin cumhuru bu görüştedirler. Biz Peygamber'in izini takip eden bu hidâyet kervanına ayak uydurmak zorundayız. Bunları yanlış olarak telakki edip İslâm âlemi içerisinde azınlık sayılan ve Ehli sünnete yaklaşmak temayülü göstermeyen Caferiye Cemaatına katılıp İslâm'ın en büyük şiarı olan namazın butlanına sebeb olmak cahilliktir. Kurân-ı Kerîm ayakların yıkanmasını ifâde ettiği gibi hadîs ile fıkıh kitapları da onu ifâde etmektedir. İbn'i Ömer (ra.) şöyle diyor: "Peygamber aleyhisselam bir savaşta geri kalmıştı. İkindi namazının gelip çattığı bir sırada bize yetişti. Biz de o zaman abdest alıp ayaklarımızı mesh etmekle yetindik. Bunun üzerine Peygamber (sa.) en yüksek sesle buyurdu ki: “Ayak topuklarının ateşten vah haline! İki veya üç defa söyledi" (Buharı, Müslim). Cabir (ra.) de şöyle diyor: "Peygamber (sa.) abdest aldığımızda ayaklarımızı yıkamamızı emretti". Durum böyle olmakla beraber ayaklan yıkamanın farz olmadığına inanan bir kimseyi tekfir etmeyiz, çünkü abdest âyetinde "ercül" (ayaklar) kelimesi mansup olarak okunsa ayakların yıkanmasının farz olduğunu kesin olarak ifâde eder. Ama -bir kıraatte olduğu gibi-mecrur olarak okunsa kesin bir şekilde onu ifâde etmez. Çünkü mecrurun cerri, civar için olabileceği gibi hakiki de olabilir. Caferiye hakiki olarak kabul etmektedir. Ehli sünnet ve'l Cemaat imkân nisbetinde tekfire yanaşmamaya kararlıdır. Yani görünüşü küfrü ifâde eden söz veya davranışı tevili mümkün olduğu takdirde küfür saymıyor. Hatta bir söz veya bir hareketin yüz ihtimali olsa doksan dokuzu küfrü yalnız biri küfür olmamayı ifâde ediyorsa küfür olmamak tarafı tercih edilmelidir.
SORU: Bir kimse bir yerde hapsedilip ne abdest ne de teyemmüm alamıyorsa, nasıl namaz kılacaktır?
CEVAP:
Bir yerde hapsedilip abdest ve teyemmüm almağa imkân bulamayan kimsenin kendisine namaz kılmak farz olup olmayacağı hususunda ihtilâf vardır. İmam-ı Âzam'a göre böyle bir kimseye namaz kılmak farz değildir. Çünkü Peygamber (sa.) buyuruyor ki: "Abdest ve teyemmüm olmadan namaz yoktur." İmam-ı Şafiî'ye ve İmameyne göre abdest ve teyemmümü olmadığı halde yine namaz kılmakla mükelleftir. Ancak bilahare iade etmesi lazımdır. Hanefî kitaplarında kaydedildiğine göre namaz kılmak lâzım olduğu takdirde niyet getirmeyeceği gibi kıraat de olmayacaktır. Sadece namaz taklid edilecektir. Çünkü bu hakiki namaz değil, ancak namaz kılan kimselere benzemek için böyle bir merasimin icra edilmesi isteniyor.
iskenderpasa.com
Hukuki Şartlar
|
İletişim
Yardım
|
Site Haritası
Copyright 2000-2009 Server İletişim A.Ş. Her hakkı mahfuzdur.
All Rights Reserved.
Sık Kullanılanlara Ekle
|
Tavsiye Et