19 Şaban 1431 | 31 Temmuz 2010
89CADE1A-BFD6-47AF-AA5E-7FAB6EDCDDBC
Üye Girişi
|
Üye Ol
ANA SAYFA
KUR'AN-I KERİM
Okuyun
Dinleyin
Bilgilenin
SON PEYGAMBER
TASAVVUF
Tasavvufa Dair
Yolumuzun Esasları
Silsile-i Şerif
Hatm-i Hacegan
Evrad-ı Şerif
M. ZAHİD KOTKU (RH. A.)
Hayatı
Fotoğrafları
Kitapları
Sohbetleri
M. ES'AD COŞAN (RH. A.)
Hayatı
İslam Anlayışı
Tasavvuf Anlayışı
Hizmet Anlayışı
Kitapları
Başmakaleleri
Sohbetleri
Fotoğrafları
Anma Programları
M. NUREDDİN COŞAN
SIK SORULAN SORULAR
Soru-Cevap
Sık Sorulan Sorular
Soru-Cevap
>
Sık Sorulan Sorular
VAKIFLAR VE VAKFETMEKLE İLGİLİ KONULAR
SORU: İslâm hukukuna göre vakıf olan şeyi herhangi bir suretle satmak veya satın almak caiz midir?
CEVAP:
İslâm hukukuna göre herhangi bir yöne vakfedilmiş olan bir şeyi satmak ve satın almak caiz değildir. Sünnet, bunu yasakladığı gibi icmâ'-ı ümmet de bunu yasaklamıştır. Bu hususta ihtilâf yoktur. İbn Örner (ra.) şöyle diyor Ömer (ra.) (Ravinin babası) Hayber arazisinden kendisine bir tarla isabet etti. Bunun üzerine Hazreti Peygamber'e (sa.) gidip tarla için kendisiyle istişarede bulunup dedi ki: “Ey Allah'ın Resulü! Hayber arazisinden bana bir tarla düştü. Şimdiye kadar ondan daha değerli bir şey elime geçmemiştir. Hakkında ne buyurursunuz?é Hz. Peygamber (sa.) buyurdu ki: “İstersen onu haps -vakıf- edip tasadduk edersin.” Bunun üzerine Hz. Ömer (ra.) satılmaması, hibe edilmemesi ve miras olarak kalmaması üzerine tasadduk etti. Fakirlere, hürriyete kavuşmak maksadıyla efendileriyle mükâtebe akdini yapmış kölelere, mücahidlere, yolda kalmış olan kimselere, misafirlere verilmek üzere vakıf etti. “Ona bakan kimsenin normal olarak ondan yemesinde beis yoktur. Yalnız ondan mülk edinemez” (Tirmizî). Vakıf edilen malın satılması ve satın alınmasının caiz olmadığında ittifak vardır. Ancak vakıf edilen maldan istifade edilemeyecek bir duruma gelirse -bir tarlanın şehrin ortasında kalması gibi- Hanefi ile Hanbeli mezheblerine göre daha iyisiyle değiştirilmesi caizdir. Çünkü vakfın gayesi vakıf edilen yöne yardım sağlamaktır. Faydası olmadığı halde onu tutup haps etmenin mânâsı yoktur. Hülâsa; Hanefî ile Hanbeli mezheplerinin ileriye sürdükleri mesele hariç vakıf edilen mal ne satılır, ne alınır. Şayet herhangi bir sebebden dolayı birisinin elinde vakıf malı bulunsa mümkün ise onu esas sahibine iade etsin. Mümkün değilse kirası ne kadar tutarsa vakıf edilmiş yöne versin veya harcasın.
SORU: Birisi vefat edip çocuklarına servet bıraktı. Bunlar da beraber çalışıp ticaret ve ziraat gibi işlerde bulundular. Bir kısmı hacca gitti ve bir kısmı evlendi. Bilahare mallarını bölüp ayrılmak istediler. Hacca gitmeyen ve evlenmeyen kimse hac ve evlenmek için yapılan masraftan kendilerine düşen hisseyi isteyebilir mi?
CEVAP:
Vârisler, âkil, baliğ olup izin veya rızalarını ifade eden belli emareler bulunurken hacca gidilmiş veya evlilik olmuş ise bir hak talebinde bulunamazlar. Fakat izin veya rızalarını ifade eden emare bulunmaz veya hacca giderken ve evlenirken âkil ve baliğ değillerse haklarını talep edebilirler.
SORU: Vakfın meşruiyetine dâir herhangi bir âyet ve hadîs var mıdır?
CEVAP:
Vakfın meşruiyetine dâir Kurân-ı Kerîm'in açık bir nassı yoktur. Ama onunla ilgili çok hadis varid olmuştur. Ezcümle Peygamber (sa.) şöyle buyuruyor "Adem oğlu ölürse üç şey hariç ameli kesilir (sonu gelir); devam eden sadaka, kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine dua eden sâlih evlatdır". Cumhûr-ı ulema, devam eden sadakadan maksadın vakıf olduğunu söylüyorlar. Hz. Ömer'e (ra.) Hayber arazisinden bir tarla verilmişti. Bunun üzerine Peygamber'e (sa.): “yâ Resûlullah! Bu tarlaya ne yapayım” dedi. Peygamber (sa.) buyurdu: “İstersen onu vakfetmek suretiyle sadaka olarak ver.” Bunun üzerine Hz. Ömer ne satılacak ne hibe edilecek ne miras olacak şekilde onu tasadduk etti ve İslâm'da ilk vakfedilen şey bu oldu.
SORU: Bu zamanda çeşitli isimler altında çok vakıf kurulmuştur. Bu vakıflara bina, arsa, tarla verildiği gibi para da veriliyor. Bu tip vakıflar İslâmi midir? Onlara yardım etmek doğru mudur?
CEVAP:
Bu zamanda kurulan vakfın İslâmî olup olmadığını anlamak için İslâmî vakfın tarifini yapıp ne olduğunu anlatıp sonra kurulan vakfın durumunu anlayabiliriz. İslâmî vakfın tarifi şöyledir Kendisinden istifâde edilebilen ve devam eden menkul veya gayri menkul bir mülkü, bir hayır cihetine tahsis etmektir.
Bu tarifin göze çarpan üç kaydı vardır:
1- Vakfedilen nesnenin akar, bağ, bahçe ve hayvan gibi devam eden bir şey olmasıdır. Para, sabun, gıda maddeleri gibi, kullanmakla tükenen şeylerin vakfı sahih değildir. Vakfedildiği takdirde teberru ve sadaka sayılır.
2- Vakfın muvakkat değil, ebedî olarak tahsis edilmesidir. Bir tarla veya bir bina beş veya on seneliğine vakfedilirse vakıf sahih sayılmaz.
3- Vakfedilen cihet, cami, medrese ve köprü gibi İslâm ve vatana hizmet eden bir hayır müessesesi olmalıdır. Binaenaleyh, İslâmiyet’e ve vatana zarar veren, müslümanların inancını sarsan müesseselere bir şey vakfetmek haramdır.
Mesela, sefâhet ve ahlâksızlığı neşreden bazı yayın organları vakıf kurmuşlar. Kurucuların gayesi hayra hizmet değil, işret ve aşırı menfaat sağlamaktır. Gayelerine erişebilmek için her türlü sefâhet ve ahlâksızlığı basamak olarak kullanmaktadırlar. Böyle bir müesseseye yardım etmenin ne kadar vebal olduğunu izah etmek icâp etmez. Bir vakfın İslâmî olup olmadığını anlayabilmek için onu İslâmî ölçülerle ölçmek gerekir. İslâm'a hizmeti varsa, dine ve vatana zarar vermiyor ise İslâmî'dir; yoksa İslâmî değildir. Ona yardım etmek de haramdır. Ayrıca bir vakıf müessesesine verilen para ile tarla ve bina gibi bir şey satın alınırsa o vakıf sayılmaz ve maslahata binaen satılabilir.
SORU: Fukara veya cami gibi devam eden bir kuruluşa değil de, geçici olan bir şeye, mesela herhangi bir şahsın; (Zeyd) üzerine vakfetmek sahih midir?
CEVAP:
Fukara, cami. medrese gibi devam eden bir şey üzerine değil de Zeyd gibi sonu gelen bir cihete yapılan vakıf sahihtir. Zeyd vefat ettikten sonra Şafiî mezhebine göre vakıf, miras gibi Zeyd'in varislerine vakıf olarak intikal eder. Ne satılır ne hibe edilir. Hanefi mezhebinde ise racih kavle göre vakıf vakfın varislerine intikal eder.
SORU: Birisi evladı olmadığı için mülkünü bir hayr cihetine vakf etmek istiyor. Ancak başkasına el açmamak için hayatta olduğu müddetçe mülkünü vakfederken tasarrufu altında bırakmak şartını koşuyor. Dînen bu şartla yapılan vakf sahih sayılır mı?
CEVAP:
İmam Azam, İmâm Şafiî ve İmâm Muhammed'e göre böyle bir şartla yapılan vakf sahih değildir. Abu Yusuf a göre sahihtir. Hanefi mezhebinde müftabih Abu Yusuf un kavlidir. Yalnız başkasına ne kiraya, ne de kendisine vakfedilenden başka bir kimseye ücretsiz verilebilir.
SORU: Birisi bir cami yaptırıp vakfeder, sonra yıkılıp harab olursa o caminin mülkiyet durumu nasıl olur?
CEVAP:
Yıkılan caminin sahibi -yaptırıp vakfeden- belli ise hayatta olduğu takdirde kendisine, yoksa varislerine intikal eder. Şafiî mezhebine göre ise cami yıkılırsa da kıyamete kadar cami olarak kalacaktır. Ve onda hiçbir surette tasarruf yapılamaz. Çünkü cami yıkılsa da arsasında namaz kılmak mümkündür. Ayrıca ileride yeniden caminin tamiri mümkündür.
SORU: Camiye bir sergi veya bir ağaç vakfedilir. Bilahare sergi eskir veya caminin üstüne beton döküldüğü için ağaca ihtiyaç kalmazsa o sergi veya ağacı satmak caiz midir?
CEVAP:
Sergiden veya ağaçtan istifade edilmediği takdirde racih kavle göre çürümektense caminin bazı ihtiyaçlarını karşılamak gayesiyle onu satmak daha doğrudur.
SORU: Mevkufun aleyh kendisine vakf edilmiş olan vakfın mahsulü zekâta tabi olan şeylerden ise zekâtını vermekle mükellef midir?
CEVAP:
Mevkufun aleyh, camii, medrese, köprü gibi mükellef olmayan bir şey veya fukara ve ulema gibi muayyen bir şahıs değil, bir cihet ise vakfın mahsulü zekâta tâbi olan şeylerden olsa da muhatap olmadığı için zekâtı verilmeyecektir. Fakat mevkufun aleyh, muayyen bir kimse olursa vakfın mahsulü zekâta tâbi olan şevlerden olduğu takdirde zekâtı verilecektir.
SORU: Bir kimse bir söz söylemeden tarlasında bir camii veya medrese inşa eder veya tarlasında ölülerin defnine müsâade ve izin verirse vakıf sayılır mı?
CEVAP:
Bir kimse “şunu camii veya medrese olarak vakf ettim” demeden bir camii veya medrese inşa ederse o camii veya medrese vakıf sayılmaz. Yaptıranın mülküdür. Ancak “şunu camii veya medrese olarak vakf ettim" dediği takdirde mülkünden çıkıp vakıf olmuş olur. Çünkü vakıf için siğa rükündür.
SORU: Bir kimse tarlasını ziyaretçileri çok bulunan bir yatır için vakfetse bu vakıf sahih midir?
CEVAP:
Ölüleri ziyaret etmek sünnettir. Peygamber (sa.) şöyle buyuruyor: "Ölüleri ziyaret ediniz, çünkü onlar size âhireti hatırlatırlar." Ancak ölü ne kadar salih olursa olsun ona bir şey vakf etmek sahih değildir. Ziyaretçilerin çok olması durumu değiştirmez.
SORU: Birisi vakfa ait bir dükkânda ucuz bir fiyatla oturuyor. Vakfın mütevellisi de mevzuat yönünden duruma müdahale edemediği için kirayı bu şekilde kabul etmeye mecbur kalıyor. Kiracı bu durumda mesul sayılır mı?
CEVAP:
Yüce dinimize göre dükkân ve ev gibi yerlerin normal olarak aylık ücreti ne ise kiraya verileceğinde o ücretle verilmesi gerekir. Şahıs malı ile vakıf malı arasında fark yoktur. Mesela, kiralık şeyin normal olarak fiyatı beş bin ise, mütevellinin yedi bine vermesi veya kiracının üç bine zorla oturması günahtır. Vakıf malı olduğu için fırsat telakki edip ucuz bir fiyatla onu işgal etmek haramdır. Böyle bir durum olur, hükümet müdahale ederse ne âlâ; yoksa mahalle halkı meşru olmayan bu durumu değiştirmek için müdahale etmek zorundadır. Hatta kiracı geçmiş yılların ücretini de telâfi edecektir. Ama normal olarak birisi bir vakıf dükkanı, beş seneye kadar kiraladı, sonra dükkan rağbet kazandı, şimdi kiraya verilecek olsa daha fazla getirse de mütevelli hiçbir talebde bulunamaz. Çünkü kiralandığı zaman kira ücreti normaldi.
SORU: Şehrin içinde veya kenarında bir vakıf tarlası vardır. Hayvan ve insanların ayakları altında kaldığından ondan istifade edilmez bir hale gelmiştir. Onu daha iyi bir tarla ile değiştirmek caiz midir?
CEVAP:
Gerçekten vakıf olan tarla şehrin içinde veya kenarında kalmış ve ondan istifade edilmez bir hale gelmiş ise daha iyi bir tarla ile değiştirmek Hanefi mezhebine göre caizdir. Çünkü vakfın gayesi vakfedilen cihete yardım sağlamaktır. Hiç faydası olmayan vakıf tarlasını olduğu gibi tutmak manasızdır. Fakat Şafiî mezhebine göre vakfın değiştirilmesi hiçbir surette caiz değildir.
SORU: Vakıf malını satmak câiz midir?
CEVAP:
İslâm hukukuna göre hayırlı bir yöne vakfedilmiş olan bir şeyi satmak veya satın almak diğer kitaplarımızda da açıkladığımız gibi, caiz değildir. Yalnız vakıf mütevellisi artan vakıf geliriyle ev veya tarla gibi bir şey satın alırsa alınan bu şeyler vakıf sayılmadığından onları geri satmak da caizdir. Yine vakıf yararına ticarette bulunmak ve alışveriş yapmak da caizdir. Zamanımızda Türkiye'nin birçok yerinde bir kısım hayırsever bir araya gelerek vakıf müesseseleri oluşturmakta ve müslüman halktan para toplayarak bu vakıf müessesesi için bir takım gayrimenkul eşya satın alıp müessese namına tescil ettirmektedirler. Bu tip gayrimenkuller de yukarıda beyan ettiğimiz hükme girerler. Yani vakıf sayılmadığı için maslahata binaen satılmasında bir sakınca olmadığı gibi onu satın almakta da bir sakınca yoktur.
SORU: Bir şehirde veya bir köyde birkaç cami bulunup bunlardan birisinin geliri fazla olursa, geliri olmayan ve ihtiyaçları olan diğer camiler bu caminin gelirinden istifade edebilirler mi?
CEVAP:
Bir caminin geliri fazla olduğu takdirde ihtiyacı karşılandıktan sonra kalanının diğer camilere verilmesinde bir sakınca yoktur.
SORU: Birkaç sene önce bir tarla satın aldık. Bilahare birisinin yanında bir vesikaya rastlandı. Vesikaya göre tarla meşhur bir sülalenin vakfıdır. Buna karşı ne yapmak icap eder?
CEVAP:
Bir kimsenin yanında bir tarla veya köyün vakıf olduğunu ifade eden bir vesika bulunsa o tek başına yetmez. Ancak devletin resmî dosyasında, falan tarla veya köy falan sülalenin vakfıdır, diye tescil edilmişse o zaman onunla amel edilir. İbn Abidin şöyle diyor: "Devletin resmî dosyalarında bir yerin falan medresenin vakfiyesi olduğu belirtilmişse bu kayda şahit olmasa da itibar edilir".
SORU: Birisi mülkiyeti kendisine ait bir binanın herhangi bir dairesini mescid olarak vakfedebilir mi?
CEVAP:
Bir kimse inşa ettiği bir binanın bir dairesini duvar, tavan ve taban müşterek olduğundan cami olamayacağı için vakfedemez. Vakfetse de sahih olmadığından istediği zaman bu dairesini satabilir. Ölmesi halinde varislerine intikal eder. Ancak mescid olarak kullanıldığı ve müslümanlar ondan yararlandıkları sürece hayır sahibi sevaba nail olur.
SORU: Bir kimse cami yapılmak üzere vakfettiği arsasını geri isteyebilir veya alabilir mi?
CEVAP:
Bir kimse cami inşa edilmek üzere vakfettiği arsasını geri almak gayesiyle rucu edemez. Bu vakıf malını satamaz ve miras olarak varislerine intikal edemez. Vakıf tamamiyle ondan çıkmış olur. Ancak belli bir süre için, beş, on, yirmi sene gibi bir süre için tahsis etmişse o cami sayılamaz.
SORU: Fakir veya ilim talebeleri için vakfedilen bir tarlanın gelirinden, ya da onlar için toplanan yiyeceklerden misafir de olsa başkası yiyebilir mi?
CEVAP:
İlim talebeleri, ya da fakir kimseler için vakfedilmiş arazinin gelirinden, ya da onlar için toplanmış yiyeceklerden başkasının yemesi caiz değildir. Maalesef bazı kuruluşlar ve mesela Kur'ân Kursu cemiyetleri, yardım toplamak gayesiyle talebeler için alınmış yiyecekleri kullanarak bazı ziyafetler tertip etmektedirler. Halbuki bu caiz değildir. Ancak yardım eden kimselere yapılan yemeğin ve verilen bu ziyafetin nereden ve nasıl yapıldığını söyler; yani verilen ziyafet, talebe ve vakfın malı değil mubah bir yerden temin edilmiştir diye durumu beyan ederlerse sakınca teşkil eden hususlar bertaraf edilebilir.
SORU: Bugün kurulu bulunan birçok vakıf müesseselerine gayrı menkul mallar bağışlandığı gibi para gibi menkul şeyler de bağışlanmaktadır. İslâm hukukuna göre bu vakıf sahih midir?
CEVAP:
İslâm hukukuna göre vakfın sahih olabilmesi için birkaç şart bulunmaktadır. Konumuzla ilgisi bakımından iki şartı zikredelim 1- Mevkufu aleyh -kendisine vakfedilen cihetin - hayır olması lazımdır. İslâm'a ters düşen ve islâm'ın aleyhine olan bir cihete vakıfda bulunmak caiz değildir. Zaten böylesi bir vakıftan sevap ve hayır ummak da saflıktır. 2- Vakfedilen şeyin gayrı menkul olması gerekir. Yalnız İmam Şafiî ve İmam Muhammed'e göre kullanmakla tükenmeyen kitap, keser, balta ve el değirmeni gibi şeylerin de vakfedilmesi mümkün ve caizdir. Binaenaleyh paranın vakfı sahih değildir. Yalnız para hayır cihetine bağışlanabilir. Bağışlanması ise sadaka sayılır. Bağışlanan para vakıf sayılamayacağına göre onunla veya vakıfta elde edilen para ile bir gayrı menkul alınırsa vakıf olmaz ve onu satmakta herhangi bir sakınca yoktur. Ancak vakfı sahih olan hiçbir şeyin ne suretle olursa olsun satılması caiz değildir. Ancak Hanefi mezhebine göre bir vakıf tarlası, istifade edilemeyecek duruma gelirse satılarak yerine daha iyisini almak caizdir.
SORU: Birkaç kişi bir araya gelerek halktan topladıkları paralarla kendi yakınlarıyla fakirlerin ücretsiz başkasının ise ücretle tedavi olacakları bir hastane inşa ettirip vakfetmeleri caiz midir?
CEVAP:
Birkaç kişi bir araya gelerek kendi yakınlarıyla fakirlerin ücretsiz başkalarının ise ücretle tedavi görecekleri bir hastaneyi inşa ettirip sonra da vakfetmeleri dinen caizdir. Fakir olmayan kimselerden tedavi ve hastane giderlerini karşılayacak belli bir ücretin kesilmesinde dinen herhangi bir sakınca yoktur. Hastane gibi doktor, hastabakıcı ve benzeri giderleri olan bir müessesenin harcamaları bir başka şekilde nasıl karşılanacaktır? Dolayısıyla Hanefî ve Şafiî bilginlerine göre hem sülaleye, hem de fakirlere olmak üzere vakıf yapılabilir.
SORU: Bir kimse birisine bir hediye gönderip yerine varmadan önce nedamet getirerek telefon veya telgrafla verilmemesini haber verip geri alırsa caiz midir?
CEVAP:
Bir kimse birisine hediye gönderip yerine varmadan önce geri alırsa dinen bir sakınca yoktur. Çünkü kendisine hediye gönderilen adam onu kabz etmedikçe onun malı sayılmaz. Hâlâ gönderenin malıdır.
SORU: Elimizde yirmi dönümlük arazi sülale vakfı olarak bulunmaktadır. Hem onu sulayan pınar kurumuş, hem de şehrin ortasında kaldığından ondan istifade etmemiz mümkün değildir. Vakıflar genel müdürlüğünün müsaadesiyle onu parselleyerek arsa olarak satın almak veya bize düşecek hisse, vakıf kalmak şartı ile üzerine bina yapmak için ortaklaşa bir müetahhide vermek caiz midir?
CEVAP:
Tarla ve bina gibi akar herhangi bir hayır cihetine vakıf edilmişse hiçbir surette onu satmak veya değiştirmek caiz değildir. Satan, Allah'ın indinde sorumlu olduğu gibi satın alan da sorumludur. Satın aldığı şey yine vakıfdır onun malı değildir. Onu aslına iade etmedikçe zalim ve gasıbtır. Manevi hayatını zehirlediği gibi efradı ailesinin manevi hayatını da zehirlemiş olur. Ancak mevkuf olan akardan tam istifade edilemeycek bir hale gelirse Hanefi ile Hanbelî mezheplerine göre satılıp yerine başka bir şey vakıf olmak üzere satın alınır veya bir kısmını tamir etmek için diğer bir kısmını satmak caizdir. Satın alan da mesul değildir. Buna göre gerçekten arazinizden istifade edilemeyecek veya masrafını çıkaramayacak bir hale gelmişse onu değiştirmek veya müteahhide devir etmeniz caizdir.
SORU: Kiliseye ait bir vakıf arazisi vardı. Mütevelli onu satmak istiyor. Onu satın almamızda bir mahzur var mıdır?
CEVAP:
İslama göre hristiyan ve yahudiler ehli kitap olduklarından ehli kitap olmayan gayrı müslimlere nisbetle bize daha yakındırlar. Bununla beraber dinleri tahrif edilen ve son din olan İslâmiyetle nesh edildiği, yani yürürlükten kaldırıldığı için kilise hayır ciheti sayılmaz. Bunun için ona yapılan vakıf da muteber değildir, batıldır. Ancak dinde zorlama olmadığından hiçbir kimseye baskı ile İslâmiyet! kabul ettirmek caiz olmadığı gibi onların mabed ve vakıflarına dokunmak da caiz değildir. Yalnız kilise mütevellisi veya mütevelli heyeti kiliselerini ve vakıflarını bedelli veya bedelsiz bize devir etseler caizdir. Bunun için kilise vakfının mütevelli heyeti bunu bize satsalar onu satın almamızda bir sakınca yoktur.
SORU: Ölü arazi ne demektir?
CEVAP:
Ölü arazi, kimsenin mülkü veya bir köyün harimi olmayan arazidir. Köyün harimi, köyün muhtaç olduğu yerdir. Mesela, sohbet etmek için halkın oturduğu yer, davar, sığır ve devenin yatağı, çöplük ve mera gibi yerlerdir.
iskenderpasa.com
Hukuki Şartlar
|
İletişim
Yardım
|
Site Haritası
Copyright 2000-2009 Server İletişim A.Ş. Her hakkı mahfuzdur.
All Rights Reserved.
Sık Kullanılanlara Ekle
|
Tavsiye Et